KIRIKKALE EGITIMCILER FORUMU

  • Ana Sayfa
  • FORUM
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Giriş Yap
  • Kayıt
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
19 Mayıs 2012, 22:20:45

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



KIRIKKALE EGITIMCILER FORUMU > DÜŞÜNELİM EĞLENELİM > KISSADAN HİSSE > Hatırlanma Şekliniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hatırlanma Şekliniz  (Okunma Sayısı 302 defa)
hoca

Kıdemli Üye
***
Üye Puanı 283
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 18
Mesaj Sayısı: 1346
Nereden: Ankara

900 Mesajina Toplam
1556 Kere Tesekkür Edildi
247 Mesajina Toplam
280 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
Hatırlanma Şekliniz
« : 08 Şubat 2012, 22:32:45 »

HATIRLANMA ŞEKLİNİZ…

"Sen de dedem gibi ölecek misin, anneanne?" sözleri hasta odasında yoğun sessizlik yaşanmasına neden olmuştu. Geçirdiği ameliyatlardan sonra pek toparlayamamış yaşlı bayan hastamızı ilkokula yeni başlamış torunu ve kızı ziyarete gelmişti. Küçük çocukları hasta ziyaretine kabul etmememiz başlangıçta sorun yaratmış, kısa süreli ziyaret için izin koparmışlardı.

Hasta odasında ana kız konuşup dertleşirken torun araya girip sormuştu o can sıkıcı soruyu.

Kafamı eğip elimdeki dosya ile ilgileniyormuş gibi yaptım. Hastamız torununu yatağın kenarına oturttu. Ellerini tutarak

"Şimdi değil, iyileşip eve döneceğim, merak etme. Hemen ölmeyeceğim.

Ama er veya geç hepimiz öleceğiz" dedi.

Torun yanıttan pek tatmin olmuş gibi değildi.

        - Ama bu haksızlık, anneanne. Ölünce onları bir daha göremiyoruz.

Dedemi çok özledim ben.

        -Merak etme, insanlar ölünce görünmez olurlar ama hepten yok olmazlar.

        Torun bir süre anneannesinin boynundaki kolye ile oynayarak düşündü.

Sonra "Peki insanlar ne oluyor, ölünce" diye sordu. Anneanne önce bana, sonra kızına baktı.

Torununun saçını okşayarak;

              -Bir şekilde aramızda oluyorlar, ölenler. Kimi bir renk, kimi tat veya koku kimi de dokunuş olup geri geliyorlar. Mesela rahmetli annemin yaptığı puf böreğini hiç unutmadım. Nerede o kokuyu veya tadı bulsam annemin orada yanımda olduğunu bilirim. Dedeni ise saçlarımdaki dokunuş ile hatırlarım.

Nerede bir rüzgâr saçlarımı okşasa dedenin yanımda olduğunu düşünür, sevinirim.

        -Peki, sen ölünce ne olup geleceksin, anneanne?

        -Onu sen bileceksin. Beni nasıl hatırlamak istersen o şekilde geleceğim yanına.

        Ziyaret kısa sürmüştü. Onlar odadan çıktıktan sonra hastamız, torununu çok özlemiş olduğunu belirterek ziyarete engel olmadığımız için teşekkür etti.

        -Bu küçük torunumu büyüğünden daha çok seviyorum, doktor bey.

        -Torunlarınız arasında ayırım yapmamanız gerekmez mi?

        -Haklısınız ama böyle olmasında biraz kızımın da kabahati var. İlk çocuğunu çabuk büyütmeye çabaladı. Kendince başardı da. Ama hepimizden uzak soğuk, ağır biri oldu çıktı, büyük torunum. Şimdi hepimiz yakınıyoruz ama iş işten geçti.

        -Neden böyle oldu?

        -Ne yazık ki, kızım da diğerleri gibi zamane annelerinden oldu. Çocuğunu en iyi şartlarda, en iyi okullarda en iyi eğitim ile yetiştireceğim diye tutturdu. Çocuğun almadığı ders kalmadı neredeyse. Bale, piyano, tenis, yüzme dersleri yetmedi kolejlerde okuttu. Onunla birlikte ders çalışıp sınavlara birlikte girdi sanki. Şimdi adı sanı duyulmuş kolejlerden birinde okuyor. Ama hepimizden uzaklaştı. Derslerinden başka oyun bilmeyen soğuk ağır biri oldu.

        Bir süre sustu, soluklandı. Elimi tutup yatağında doğruldu.

Yastıklarını düzelttim.

        -Zamane anneleri böyle oluyor, işte. Çocuk yetiştirmeyi yemek yapmak sanıyorlar. Parayı bastırıp en donanımlı mutfakta en iyi malzemeleri kullanırsa yemeğin mükemmel olacağını hayal ediyor, ortaya çıkan yemeğe bakıp neden lezzetli olmadığını soruyor, kabahati mutfakta veya malzemede arıyorlar. Kendilerine hiç kabahat bulmuyorlar. Hâlbuki elinin emeği, sabrı, özeni olmadıkça lezzeti yakalayamazsın. Hele bir sarma sarsınlar da göreyim ben onları. Bu kez de "o kadar emek verdim, kimseye yedirtmem" diye tutturur bunlar.  Sanki analarından böyle gördüler.

Hayat kolaylaşıp hızlandıkça her şeyin aynı kolaylıkla yapılacağını sanıyor bu zamane anneleri. Çocuklarını da çabuk büyütmeye uğraşıyorlar. Onları hızlı yaşlandırdıklarının farkında bile değiller.

        -Yani?

         -Çocuk bu, yetiştiği ortamdaki insanlara anne babasına benzeyecek elbet.

Çocuk onlara benzemeye başladıkça anneler kendi beğenmediği yönlerini çocuklarında görüp kızıyor, nerede hata yaptıklarını bulmaya çabalıyorlar.

İkinci çocukta ise o ilk heves kalmıyor da öyle kurtarıyor onlar kendilerini.

           Boğazı kurumuştu. Bir yudum su içip eskiden ailelerin ilk çocuklarının ağabey ve abla ağırlığı ile yetiştirildiğini ilk çocukların aileyi iyi yansıtma görevi olduğu için daha değerli olduğunu ama artık devrin değiştiğini ailelerin kendilerini değil de hayallerini çocuklarına yüklediğini ilk çocuktan sonra gelenlerin ise daha özgür olgunlaşıp aileye daha çok benzediğini anlattı.

            Birkaç gün sonra hastamızın başucunda suluboya bir resim vardı. Mavi gökyüzünde sapsarı güneş ve bir de uçurtma uçuran kız çocuğu vardı, resimde. Hastamız resim ile ilgilendiğimi görünce okumakta olduğu gazetesinden kafasını kaldırıp;

             -Torunum benim için yapmış bu resmi, doktor bey. Resimdeki kız kendisiymiş. Karar vermiş, ben ölünce resimdeki gökyüzünün mavisi olacakmışım, onun için. Gökyüzüne her baktığında benim yanında olduğumu bilecekmiş, böylelikle. Bu sımsıcak güneş ise dedesiymiş.

            Gözleri dolmuştu. Birkaç damla yaş süzüldü gözlerinden. "Torunumun gözünde gökyüzünün mavisi olacakmışım, dedesi de hepimizi ısıtan güneş. Daha ne olsun?" dedi.

            Öğle arasında bahçeye çıktım. Yağan yağmurun ardından masmavi gökyüzünde açan güneş, sıcaklığını iyice hissettiriyor, ağaçlar sonbahara hazırlanıyordu.

Hatırlanma şeklinizi, karşınızdakiler değil, sizin yaşamda bıraktığınız izler belirleyecek...
Kayıtlı

Eyvah! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki; Cehennem de uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi, yakacaktın…
Yaksaydın a mel’unları…Tuttun bizi yaktın!
M.A.Ersoy
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar." Giordano Bruno
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 6923


View Profile
Re: Hatırlanma Şekliniz
« Posted on: 19 Mayıs 2012, 22:20:45 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hosgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmaniz için sitemize üye olmanizi öneririm. iyi eglenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hatırlanma Şekliniz oyunlari, Hatırlanma Şekliniz programi, Hatırlanma Şekliniz oyunu indir, Hatırlanma Şekliniz program yükle, Hatırlanma Şekliniz download, Hatırlanma Şekliniz hikayeleri, Hatırlanma Şekliniz resimleri, Hatırlanma Şekliniz haber, Hatırlanma Şekliniz yükle, Hatırlanma Şekliniz videosu, Hatırlanma Şekliniz msn eklentisi, sarki sözleri
Logged
hoca Nickli Üyemize Tesekkür Eden Kullanici metanoya (09 Şubat 2012, 01:14:58)
hoca Nickli Üyemize Üye Puani Veren Kullanici metanoya [+](09 Şubat 2012, 01:14:58)
metanoya

*
Üye Puanı 747
Çevrimiçi Çevrimiçi
Üye No: 9
Mesaj Sayısı: 2693
Nereden: Kırıkkale

1581 Mesajina Toplam
3472 Kere Tesekkür Edildi
624 Mesajina Toplam
715 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
Ynt: Hatırlanma Şekliniz
« Yanıtla #1 : 09 Şubat 2012, 01:12:15 »

Güzel bir öykü, bakalım biz nasıl hatırlanacağız...
Kayıtlı

Öğrenciliğini unutmayan öğretmenler, öğretmenliğini unutmayan idareciler olmamız dileğiyle...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Sitemap
Siteniz bizden Sitenizi yapalim
|Site Map | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Yükleniyor...