KIRIKKALE EGITIMCILER FORUMU

  • Ana Sayfa
  • FORUM
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Giriş Yap
  • Kayıt
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
22 Mayıs 2012, 03:16:07

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



KIRIKKALE EGITIMCILER FORUMU > DÜŞÜNELİM EĞLENELİM > BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ > Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?  (Okunma Sayısı 1337 defa)
hoca

Kıdemli Üye
***
Üye Puanı 283
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 18
Mesaj Sayısı: 1346
Nereden: Ankara

900 Mesajina Toplam
1556 Kere Tesekkür Edildi
247 Mesajina Toplam
280 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« : 03 Kasım 2008, 17:59:22 »

Can Dündar'ın "MUSTAFA"sında Atatürk'ün laikliği altı çizilerek, vurgulanarak beyazperdeye yansıyor.
Fakat... Siyaset gereği, TBMM'nin, açılışını 22 Nisan'dan cuma gününe denk gelen 23 Nisan'a kaydırması, toplantının cuma namazı sonrası yapılacağının ilanı, açılışta dualar ve kurbanlar da belirtilmiş.
Bütün bunlar Atatürk'ün sonuç almayı hedefleyen pragmatik siyaseti gibi algılanabilir.
Meclis'i toplayıp bütün güçleri eline aldıktan sonra cami cemaatiyle arasındaki köprüleri attığı sanılabilir.
Oysa... Hiç de öyle değil.

İslam inancının tekkelerden, zaviyelerden, tarikatlardan, mahalle imamlarından koparılması, sağlam ve kültür düzeyi çağdaş bir kurum tarafından düzenlenmesi bu işlev için cumhuriyetin kuruluşu üzerinden 1 yıl bile geçmeden Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurması önemlidir. Dini kullananlara karşı dinin temizliğini ve saygınlığını korumayı amaçlamıştır.

Bilinçli ibadet
Anlayarak, bilinçli ibadet de Atatürk'ün İslama yaklaşımının özüdür.
Kuran-ı Kerim'in Türkçe mealini İslama ilk kazandıran Atatürk'tür.
Ancak... Tercüme, kuru bir bilimsel ifade tarzıdır.
Beyinleri aydınlatır ama yüreği ısıtmaz.
Oysa ibadet, yürekten olmalıdır.
İşte o nedenle "Türkçe ibadet" için Behçet Kemal Çağlar'a Kuran-ı Kerim'in Türkçe mealinin nazım diliyle yazılması görevini verdi.
Çağlar'ın çalışmalarıyla bal damlaları gibi lezzetli, yürekleri sımsıcak yapan sureler kazanıldı.
Bazılarını sunuyorum...

İHLAS Suresi:
Söyle ki gündüz gece
Tanrı tek Tanrı yüce
O doğmaz ve doğurmaz
Kimse O'na denk olamaz...

ALAK Suresi :
Candan seslen, Rabbin yanında hazır
Temiz tut gönlünü koy secdeye baş.

MAUN Suresi:
Yazık gösteriş için namaz kılana
Yoksula yardımdan uzak kalana
Öksüzü hor görüp azarlayana
Ödünç vermeyi de ayıp sayana
Onun nasibi yok imandan yana.

LEYL Suresi:
Bir kul ki yardım sever, bir kul ki hakkı tanır,
Yüreği bu sayede arınır, aydınlanır.
Karşılık beklemeden iyilik yapar her sabah.
İşte böyle kulundan razıdır elbet Allah.

FATİHA:
Hamd, evrenler sahibi yüce Allah içindir.
Allah ki acıyandır, koruyandır, sevendir
Günü gelince ancak
O'dur hesap soracak.
Tek sana tapar, senden medet umanlarız biz...

Beyni aydınlatan, kalbi ısıtan, Allah'a daha da yakınlaştıran bu "Türkçe ibadet" çalışması, Atatürk'ün ölümü nedeniyle yarım kaldı ama bazı "beyefendiler" (yazının başlarına bakınız) tarafından onu İslama karşıymış gibi göstermek tezgâhlarını çökertiyor.

GÜNERİ CİVAOĞLU
« Son Düzenleme: 03 Kasım 2008, 18:07:57 Gönderen: hoca » Kayıtlı

Eyvah! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki; Cehennem de uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi, yakacaktın…
Yaksaydın a mel’unları…Tuttun bizi yaktın!
M.A.Ersoy
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar." Giordano Bruno
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 6923


View Profile
Re: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Posted on: 22 Mayıs 2012, 03:16:07 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hosgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmaniz için sitemize üye olmanizi öneririm. iyi eglenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? oyunlari, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? programi, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? oyunu indir, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? program yükle, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? download, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? hikayeleri, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? resimleri, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? haber, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? yükle, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? videosu, Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz? msn eklentisi, sarki sözleri
Logged
ulkersel

*
Üye Puanı 325
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 27
Mesaj Sayısı: 1126
Nereden: kırıkkale

524 Mesajina Toplam
1012 Kere Tesekkür Edildi
231 Mesajina Toplam
315 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #1 : 03 Kasım 2008, 19:00:18 »


Zaten Kur'an-ı Kerim beliğdir.Ki ayetleri Mekke'de kulaklarda dolaşmaya başladığında düşmanları tarafından bile Muhammed bir gece mağaraya gidiyor ve en güzel şiirlerle geri dönüyor dedirtir olmuştu.Peygamberimizin yüksek ahlakının yanında Kur'anın belagat kılıcını kuşanması gönülleri içten içe fethetti.

Nasılki Hz Musa zamanında sihir revaçtaydı, Musa'nın mücizelesi yılan yutan asa tarzı sihirden; Hz İsa'nın zamanında tıp ilmi gözdeydi ; bu sebeble mücizesi, ölü insanları diriltmek gibi bir tıp imkansızlığı nevinden verilirken ,Arab Yarımadası'nda da o yıllar belagat ve edebiyat meşhurdu.İşte bunun içindir ki sultanlar sultanının en büyük mucizesi bu nevden yani Kur'an-ı Kerim olmuştur.

Ancak

Bence; mana kalıba kurban edilmemeli, edilemez. 
Kayıtlı

Şu kopan fırtına Türk ordusudur Ya Rabbi!
Senin uğrunda ölen o ordu budur Ya Rabbi!
Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed-namın, 
Galib et çünkü bu son ordusudur İslamın...
(Yahya Kemal)
ulkersel Nickli Üyemize Tesekkür Eden Kullanici clevent (12 Kasım 2008, 09:46:34)
ulkersel Nickli Üyemize Üye Puani Veren Kullanici clevent [+](12 Kasım 2008, 09:46:34)
*chess06

Yeni Üye
*
Üye Puanı 89
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 57
Mesaj Sayısı: 285
Nereden: Kırıkkale

127 Mesajina Toplam
230 Kere Tesekkür Edildi
78 Mesajina Toplam
89 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #2 : 03 Kasım 2008, 20:33:15 »

Alıntı sahibi: ulkersel üzerinde 03 Kasım 2008, 19:00:18
Bence; mana kalıba kurban edilmemeli, edilemez.

Hocam konuyu ne kadar da güzel özetlemiş.

Kur'an lafız ve manası ile birlikte Kur'an'dır ve Allah'a aittir. Onun çevirisini yapan insanlar yaptıkları bu çeviriye tercüme dememiş meal deme inceliğini göstermişlerdir. Bunun sebebi yaptıkları çevirin ayetlerin anlamını ifade etmesi ve diğer dildeki tam karşılığı ve tercümesi olmayıp eksik ve kusurlar olabileceğini ifade etmek içindir

Kur'an'ı Kerim'in tefsiri görevi Elmalılı Hamdi Yazır'a verilirken tecümesi görevi de Mehmet Akif Ersoy'a verilmişti. Her ikisi de görevleini yaptılar ve ancak yaptıkları çalışmalarla Türkçe ibadet edilmesi (Namazın mealle kılınması) gibi bir tehlike olduğunu anladıklarında Elmalılı Hamdi Yazır tefsir çalışmasındaki ayet meallerini orjinal metne yakın ve çok ağır bir dille yaptı ki bununla Türkçe ibadet edilemesin.
Mehmet Akif Ersoy ise yaptığı meal çalışmasını Mısır'da yaktı ve uzun yıllar oradan dönmedi.
İlgilenen kişiler bunları araştırabilir bende birkaç yerde okumuştum.

Meal yada tercüme Kur'an değildir. Onunla namaz olmaz.
Kayıtlı
*chess06 Nickli Üyemize Tesekkür Eden 2 Kullanici clevent (04 Kasım 2008, 00:53:17), ulkersel (03 Kasım 2008, 20:55:52)
*chess06 Nickli Üyemize Üye Puani Veren Kullanici clevent [+](04 Kasım 2008, 00:53:17)
hoca

Kıdemli Üye
***
Üye Puanı 283
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 18
Mesaj Sayısı: 1346
Nereden: Ankara

900 Mesajina Toplam
1556 Kere Tesekkür Edildi
247 Mesajina Toplam
280 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #3 : 03 Kasım 2008, 23:47:21 »

Ulkersel
"Bence; mana kalıba kurban edilmemeli, edilemez." Sözü sence değil herkesce söylenecek bir sözdür. Bu bırakın Kur'an ı hiç bir kitapta yapılmaması gereken ve yapılamayacak bir hata olur.

Chess06
Sayın Hocam bir yerde bir hatamız var. Umarım kızmazsınız ama doğru bildiğimizi de söylememiz gerekir sanıyorum. Siz nereden ve hangi kaynaktan, kimin yorumları ile okudunuz bilmiyorum ama söyledikleriniz (bana göre) hatalı.

Konuya Elmalılı ile girelim. Önce Akif için birşeyler uyduranlar Elmalılı için de bunu uydurmuşlar demekki. Elmalılı'nın meali ile ilgili yazılanlar beni çok şaşırttı. Bırakın karmaşık yazmayı hala onun kadar açık ve anlaşılır bir meal yok diye biliyorum ve bende onun mealini okur ona bakarım çok anlaşılır diye. http://www.kuranikerim.com/m_elmalili_index.htm şuradan hiç bir ücret ödemeden bakabilirsiniz. Sanırım bana hak vereceksiniz.

Mehmet Akif Ersoy'a gelecek olursak. Eğer Dilipak'ın kitabından okumuşsanız (onu da okumuştum) tamamen safsatalarla dolu olan bir kitaptır ve ne yazık ki gerçekler denilerek abuk sabuk yorumlarla doldurulmuş özellikle saf düşünceli gençlerimizce sanki doğru bilgilermiş gibi algılanmış ve dimağlarda öyle de yer etmiştir. Belli bir kesim sırf Atatürk'e vurabilmek adına vatan şairi Mehmet Akif'in adını bile kullanmakta hiç bir mahsur görmemişlerdir.

Gelelim iddialara:

Mehmet Akif sanki Atatürk'ü sevmezmiş ve sırf onun yaptıklarından dolayı vatanı terk etmiş gibi lanse ederler (Bakınız adı geçen şahsiyetsizin yazdığı kitap).

Mehmet Akif'in hayatını bilmeyen insanları kolaylıkla kandırırsınız. Hele bir de yalana hile kattınız mı saf beyinler kolayca yıkanır. Atatürk'e olan sevgisini "Allah benim ömrümden alıp onun ömrüne katsın" diyecek kadar ilerde olduğunu gösteren birini dahi Atatürk düşmanı olarak lanse edebildiler.

Tarihte ki kişileri bulundukları dönemlere göre değerlendirmek gerekir. Bunu unutursak vatn için canını verebilecek olan kişileri bir anda vatan haini durumuna düşürürüz. Akif'in bir aydın olarak ortaya çıktığı dönemler OSmanlı'nın çöküş dönemleri idi. Alman - Osmanlı dostluğunun ön planda olduğu ve artık parçalanan imparatorluğu kurtarmak adına mecburi bir Alman yakınlaşmasının olduğu dönemlerdi. İslam dünyası içinde Almanya'ya yakınlaşma oluşturabilmek için bir propaganda anlayışı benimsendi. İttihatçılarca bu propagandada görevlendirilenlerden birisi de Mehmet Akif idi. Almanları öven vaazlar verdi, şiirler yazdı, hatta bu vaazları  o dönemde olan plaklara kaydedilip Almanya'da dahil olmak üzere bütün İslam dünyasında yayıldı. Maksat İngilizlerin yanında Almanlara karşı savaşan müslümanlara taraf değiştirtmek ti ve yer yer başarılı da oldu.

Burada bir ara verip ilginç bir bilgi verelimde tarih nasıl tekerrür ediyor bakın. O dönemde bu propagandaların gereği Alman imparatoru 2. Wilhem'in aslında müslüman olduğu ve gizli gizli camiye gidip geldiği yalanı bile uyduruldu. Tıpkı bugün bazı malların ABD başkan adayı Obama'nın aslında gizli bir müslüman olduğu yalanını uydurdukları gibi. Allah sonumuzu hayretsin.

Akif'e dönelim ve uzatmayalım. Bu dönemlerde tanıştığı ve hizmet ettiği (finansörüdür aynı zmaanda dostu) Abbas Halim Paşa (Mısırlı'dır, Osmanlıya isyan eden Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunlarından) (bir not daha: Kavalalı ama aile Mısır'a yerleştikten sonra isim değiştirmişler Mısırlı olmuşlar) gidince ile ilişkisini arttırdı. Kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yaptı. Kurtuluş savaşı bitip barış sağlandıktan sonra Abbas Halim Paşa'nın isteği ve daveti ile Mısır'a gidip gelmeye başlamıştır.

En son şapka inkılabından (1925) sonraya denk gelen gidişi ise bu bahsettğimiz zihniyetin çamur kampanyasına hedef olmuştur. Güya şapka inkılabına kızan Mehmet Akif vatanı terk etmiştir. Eee tabii Çanakkale savaşını japonlar ile yaptığımızı sanan (TV porgramında gizli kamerada izlemiş dumur olmuştum) benim süper gençliğim bu yalanı kolayca yer. E güzel kardeşim saltanat kaldırıldı ses etmedi, halifelik kaldırıldı ses etmedi, medreseler kapatıldı laik eğitime geçildi gık demedi de şapka yüzünden mi terk etti vatanı diye soran olmadı tabii.

Kur'an çevirisi de gerçek bir aydın olduğu için, kendisine verilen görevleri layıkıyla yaptığı için kendisine verilmiş ancak Mehmet Akif bunu yapamamıştır. Yapamadığı içinde adına leke gelmesin diye doğru olanı yapmış o güne kadar yaptığı çevirileri yakmıştır.

Mantık yürütelim. Madem ki Kur'an meali yapmak kötü bir işti, böyle kötü bir işe alet edilmişti ve bunu fark ettiği için vazgeçti ise Elmalılı niçin bu kötü işi kabul edip devam etti? Chess Hocam onların bu soruya verdiği cevabı yukarda yazmış. Elmalılı çok karışık yazdı, öyle ki kimse okuyamaz. Böyle bir cevap olurmu Allah rızası için? Daha olmadı Elmalılı aslında Kur'an ı Çince ye çevirdi kimse okuyamasın diye de sonra birileri gelip Türkçeye çevirdi deyin ki daha mantıklı olsun ve böylece biz de inanalım. Lütfen!
« Son Düzenleme: 03 Kasım 2008, 23:58:12 Gönderen: hoca » Kayıtlı

Eyvah! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki; Cehennem de uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi, yakacaktın…
Yaksaydın a mel’unları…Tuttun bizi yaktın!
M.A.Ersoy
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar." Giordano Bruno
*chess06

Yeni Üye
*
Üye Puanı 89
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 57
Mesaj Sayısı: 285
Nereden: Kırıkkale

127 Mesajina Toplam
230 Kere Tesekkür Edildi
78 Mesajina Toplam
89 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #4 : 04 Kasım 2008, 01:04:22 »

Alıntı sahibi: hoca üzerinde 03 Kasım 2008, 23:47:21
Chess06
Sayın Hocam bir yerde bir hatamız var. Umarım kızmazsınız ama doğru bildiğimizi de söylememiz gerekir sanıyorum. Siz nereden ve hangi kaynaktan, kimin yorumları ile okudunuz bilmiyorum ama söyledikleriniz (bana göre) hatalı.

Konuya Elmalılı ile girelim. Önce Akif için birşeyler uyduranlar Elmalılı için de bunu uydurmuşlar demekki. Elmalılı'nın meali ile ilgili yazılanlar beni çok şaşırttı. Bırakın karmaşık yazmayı hala onun kadar açık ve anlaşılır bir meal yok diye biliyorum ve bende onun mealini okur ona bakarım çok anlaşılır diye. http://www.kuranikerim.com/m_elmalili_index.htm şuradan hiç bir ücret ödemeden bakabilirsiniz. Sanırım bana hak vereceksiniz.
Sayın hocam sizin verdiğiniz linkte yer alan Elmalılı'nın meali sadeleştirilmiş hali isterseniz bir de tefsirin orjinaline bakın ben birkaç cilt okumuştum sonra sadeleştirilmişinden devam ettim.
Sanırım verdiğiniz diğer bilgiler de bu şekilde hatalı.
Selamlar.
Kayıtlı
hoca

Kıdemli Üye
***
Üye Puanı 283
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 18
Mesaj Sayısı: 1346
Nereden: Ankara

900 Mesajina Toplam
1556 Kere Tesekkür Edildi
247 Mesajina Toplam
280 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #5 : 04 Kasım 2008, 23:15:56 »

Tefsiri değil hocam verdiğim link meali ve tefsirden ibadet olmaz zaten. Ben şahsen tefsirini okumadım hiç dolayısıyla ağırdı değildi diye yorum yapamam. Ancak ne kadar ağır olursa olsun Arapça yazılan bir şey ile Türkçe yazılan arasında bir tercih söz konusu olduğunda her zaman Türkçe olanı seçerim. Anlamadığım bir şeyi okuyacağıma anladığımı okumayı herzaman tercih ederim. Bu herkes için geçerlidir sanırım. Sonuçta 1920 lerde konuşulan dil ile şimdi konuşulan dil arasında epeyce büyük fark var. Belki bugün sana bana ağır gelebilir ama o günün insanı için ağır olamaz. Kaldıki tekrar ediyorum birisi Arapça diğeri Türkçe. Heralde bunun kıyası dahi yapılmaz dye düşünüyorum.

Bunları söyleme sebebimde Elmalılı'nın millet Türkçesini okumasın diye çok ağır dille yazdığı şeklinde yapılan iddianın ne kadar yersiz olduğudur.

Diğer bilgilere gelince. Hiçbirisi ilimden uzak değil. Hangi kaynağı açarsanız okuyabileceğiniz şeyler. Keşke daha açık yazsaydınız hangisinin yanlış olduğunu da bakma şansı bulsaydım.
Kayıtlı

Eyvah! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki; Cehennem de uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi, yakacaktın…
Yaksaydın a mel’unları…Tuttun bizi yaktın!
M.A.Ersoy
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar." Giordano Bruno
*chess06

Yeni Üye
*
Üye Puanı 89
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 57
Mesaj Sayısı: 285
Nereden: Kırıkkale

127 Mesajina Toplam
230 Kere Tesekkür Edildi
78 Mesajina Toplam
89 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #6 : 24 Aralık 2008, 16:08:46 »

Elmalılı'nın meali veya sahipsizliğin meali

[Yorum - Prof. Dr. Suat Yıldırım]

Merhum büyük müfessir Elmalılı M. Hamdi Yazır'ın Kur'an-ı Kerim Meali'nin çok sayıda basımları yapıldı. Şahsen bunlardan on iki farklı yayınevi tarafından yayınlanan baskıları tespit ettim.
Muhtemelen haberdar olmadıklarım da bulunmaktadır. Ne var ki bunlardan sadece bir basımı İslamoğlu Yayınları, 1993) eserin aynısıdır. Geri kalanları hazırlayan zatlar tarafından sadeleştirilmiştir. Bu durumda, adeta basımlar adedince farklı sayılabilecek metinler ortaya çıkmıştır. Geniş okuyucu kitlesi bundan haberdar değildir. Bunlardan herhangi bir basımı okuyan, Elmalılı'nın mealini okuduğunu zannediyor. Okuyucuların bir kısmı değiştirildiğini bilse de, bunun muteber tek sadeleştirme olduğunu düşünüyor. Oysa farklı Elmalılı neşirlerinin asli (orijinal) metinle ve diğer her bir meal metniyle aralarındaki fark, neredeyse farklı yazarlar tarafından yapılmış mealler arasındaki fark kadar fazladır. Bunun başlıca sebebi şu olsa gerektir: Sadeleştiren her yazar, niçin neşr ettiğinin gerekçesini teşkil etmesi için, kendisine göre yeni bir metin sunma ihtiyacı duymaktadır. Belki telif hakları mülahazaları da söz konusu olmaktadır. Bu da aynı eserin onbirinci, onikinci ilh. şeklini ortaya çıkarmaktadır. Bu tuhaflığa dikkat çeken fikir ve kalem erbabının olduğunu görmediğim için, bir tefsir profesörü olarak, konu üzerinde durmayı bir sorumluluk bildim: Allah'a karşı, ilim emanetine karşı, merhum müfessirimize karşı ve nihayet iyi niyetli okuyucu kitlemize karşı bir sorumluluk!

Her şeyden önce şunu düşümemiz lazım: Merhum müfessirimiz, mealini müstakil bir eser olarak mı kaleme aldı, yoksa tefsirinin bir parçası olarak mı yazdı? Acizane kanaatimce o, bağımsız olarak yayınlanıp okunmak üzere değil, tefsiriyle beraber okunacağını düşünerek hazırlamıştır. Bu kanaatimi oluşturan sebepler şunlardır: Evvelen: Bunu, meal hakkında tefsirinin önsözünde yazdıklarından çıkarmak mümkündür (Mesela şöyle der: "Sonra mefhum tarzında bir meal yazmaya başladım." "Meal: bir şeyi eksiltmek " manasına da gelir (...) Bizim meal tabirini tercih etmemiz de bu eksiklikten dolayıdır"). Saniyen: Mealinde sık sık kırık cümle, devrik cümle kullanır. Nitekim eseri sadeleştirenlerin, bu kullanışları, Türkçe yazı üslubuna pek uygun görmediklerinden böyle cümleleri yeniden kurduklarını görürüz. Salisen: Zaman zaman Türkçede kullanılmayan kelimeler kullandığını, Kur'an'ın aslındaki tabirleri aynen aktardığını, böylece ancak tefsir sayesinde anlaşılabilecek terimler kullandığını veya anlaşılması pek zor, mücmel (çok kısa) bir çeviri yapıp bıraktığını görürüz. (Az sonra mealinden yapacağımız bazı iktibaslar, aynı zamanda bu hususa da örnek teşkil etmektedir.) İşte bütün bunlar müfessirimizin, mealini tefsiriyle birlikte okunmak mülahazasıyla yazdığını göstermektedir.

Merhum'un meali böyle yazmasında, tefsirini ve mealini yazdığı senelerde "Türkçe Kur'an" iddialarının etkisi olmuş mudur? Bizce bu ihtimal söz konusu olabilir. Zira o dönemde bazı ünlü hafızların Türkçe tercümeler tilavet etme denemelerini biliyoruz. Ama bu ihtimal bir tarafa, şimdiki vakıa karşısında her birimiz kendimize düşen görevi yerine getirmek mecburiyetindeyiz. Yayıncılarımız mealin aslını neşretmek isterlerse bunu yapabilirler. Zira bu, hiç değilse eserin müellifinin kaleminden çıkmıştır. Ama mealin mealini hazırlatıp yayınlamanın ciddi bir gerekçesi yoktur. Öyle anlaşılıyor ki yayıncılar, aslının anlaşılmasını sorunlu gördüklerinden onu neşretmek istemiyorlar. Fakat mealin mealinin mealini ilh. yayınlamak ve bunu Elmalılı M. Hamdi Yazır'a mal etmek, ciddiyetle bağdaştırılamaz. Belli ki bunu yapmanın gayesi, onun şöhretinden maddî yarar sağlamaktır. Gerçekten bu bir vebaldir ve bu vebali yüklenmekten kaçınmak gereklidir. Büyük müfessirimizi on-onbeş değişik kılığa sokmayı, hangi vicdan meşru görebilir? Az sonra iktibas edeceğimiz birkaç numuneden anlaşılacağı üzere bu sadeleştirmelerde, şimdi az kullanılan kelimelere yeni karşılık vermekle yetinilmemiş, üslup değişiklikleri yapılmş, hatta Elmalılının yazıp herkesin kullandığı Türkçe kelimeler bile bazen değiştirilmiştir. Bu değiştirmelerden haberi olmayıp, büyük alimin Kur'an Meali'ni dağıttırarak dine hizmet etmek isteyen bir kısım hayırseverlerin de basımları finanse ettikleri anlaşılmaktadır. Zira Kur'an mealini 1 YTL gibi sembolik bir fiyata dağıtma, bunu göstermektedir.

Ben makalemin sonunda -yer müsait olmadığından- yalnız bir ayet mealindeki farklılıkları iktibas ederek, ne derece değişik Elmalılı ile karşılaştığımızı ortaya koyacağım. Maalesef mealin tamamı için benzer değişiklik söz konusudur. Mealleri sadeleştiren zevatın adlarını yazmayacağım. Bunun yerine yayınevlerinin (makalemde yer verdiğim sekiz yayınevinden başka İşaret, Frekans, Motif ve Huzur -2. Farklı yayın-neşirleri de yapılmıştır.) isimlerini vererek meallere atıfta bulunacağım. Zira bu makalede işimiz şahsiyat yapmak olmadığı gibi, bu çalışmaları değerlendirmek ve eleştirmek de değildir. Maksadımız, usul olarak, değiştirme işini ele almaktır. Sadece şu temennimi dile getirebilirim: Bu zevatın mealin tamamını elden geçirip büyük zahmet çektikleri görülüyor. Bunu yapmak yerine, kendileri birer meal hazırlayabilirlerdi. İşaret ettiğimiz neşirler içinden, yalnız İslamoğlu Yayıncılık eseri aslında olduğu gibi yayınlamış, bazen ihtiyaç duyduğu açıklamaları parantez içine koymuş, bunları Elmalılının tefsirinden aldığı yerleri dipnotta göstermiştir. Bu da bizim, bu meali tefsirle birlikte okumamız gerektiğine dair fikrimizi pekiştirmektedir.

Hassasiyetlere dokunmadan, kimseyi kırmak istemeden sadece şunu ifade etmekle yetinmek istiyorum: Netice olarak: Özetlediğim bilgiler ışığında kanaatimce bu kitabı, neredeyse bütün cümlelerini değiştirerek yayınlamak, ilmen ve ahlaken doğru değildir. Makul gerekçesi olmadan yüz binlerce nüshayı isim satmak için yayınlamak büyük israftır. Bu işte dahli olan Müslüman Türk milleti mensupları olarak, lütfen bu ayıba son verelim.

Mealdeki değişikliklerden bir numune

A'raf Sûresi, 2-3. ayet:
Diyanet İş. Bşk. (1935-39, Asıl): "Bir kitab ki sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla inzar edesin, mü'minlere de şu bir ihtar: "Rabbinizden size indirilene ittiba edin, onsuz bir takım veliylere ittiba etmeyin, siz pek az düşünüyorsunuz."

İslamoğlu Yay. ,1993: "Bir kitab ki sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla inzar edesin! (Mü'minlere de şu bir ihtar): Rabbinizden size indirilene ittiba edin (uyun), O'nsuz birtakım velilere ittiba etmeyin! Siz pek az düşünüyorsunuz"

Huzur Yay., 1994: "Bu, kendisiyle uyarasın diye ve mü'minlere bir ihtar olmak üzere sana indirilen bir kitaptır; sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın! Rabbinizden size indirilene uyun, O'nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!"

Azim Dağıtım, 1992: "(Bu) sana indirilen bir kitap'tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın. (Ey insanlar) Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!"

Hikmet Neşriyat, 2006: "(Ey Muhammed! Bu Kur'an) sana indirilen bir Kitap'tır. Onunla (kâfirleri) korkutman ve mü'minlere öğüt vermen için (indirildi). Ondan ötürü göğsünde bir harac (darlık) olmasın! (Onlara de kiSmile Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a ) tabi olun. Sakın O'ndan (Allah'tan) başka dostlara tabi olmayın. Siz ne kadar da az hatırlıyor (ve nasihat alıyor)sunuz!"

Vera Yay., 2008: "(Bu) kendisiyle (insanları) uyarasın diye sana indirilen bir kitaptır. Bundan dolayı göğsünde bir darlık olmasın. O, müminlere bir uyarıdır. Rabbinizden size indirilene uyun. Onun dışındakileri koruyucu edinmeyin. Siz çok az düşünüyorsunuz!"

Şenyıldız Yay., 1997: "Bir kitab ki, sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın! Bununla kâfirleri uyarıp mü'minlere de öğüt veresin! Rabbinizden size indirilene uyun! O'ndan başka birtakım dostlara uymayın! Sizler çok az düşünüyorsunuz."

Ayfa Basın, 2007: "Bu bir kitaptır ki sana indirildi... Sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla (insanları) uyarasın... İnananlara da şu bir uyarı: "Rabbinizden size indirilene uyun, onsuz birtakım velilere uymayın... Siz pek az düşünüyorsunuz."
(Başlıktaki ikinci "meal" hem "akıbet" hem de "meal" anlamında kullanılmıştır.)
Kayıtlı
*chess06 Nickli Üyemize Tesekkür Eden 2 Kullanici metanoya (24 Aralık 2008, 23:42:37), yonetici (24 Aralık 2008, 17:04:25)
yonetici

*
Üye Puanı 404
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 3361
Nereden: Kırıkkale

1188 Mesajina Toplam
2069 Kere Tesekkür Edildi
325 Mesajina Toplam
370 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri Site
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #7 : 24 Aralık 2008, 17:04:32 »

Çok güzel bir paylaşım. İsim üzerinden kendi düşüncesini itelemeye çalışanların foyası ortaya çıkıyor.

Azim dağıtım ile Hikmet neşriyat tam anlamıyla saçmalamışlar. Hele ki "Siz pek az düşünüyorsunuz" kısmını ne amaçla "Siz çok az nasihat alıyorsunuz" şeklinde değiştirdiklerini anlamak çok da güç değil. Düşünmek ile nasihat almak arasında ki fark sanırım siyah ile beyaz arasında ki fark kadardır. Diğer mealler arasında şahsen bir fark göremedim. Bizim göremediğimizi gören olur ve yazarsa çok seviniriz.
Kayıtlı

Foruma nasıl dosya eklerim?
Foruma nasıl resim eklerim?
Forumdan nasıl dosya indiririm?
hoca

Kıdemli Üye
***
Üye Puanı 283
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 18
Mesaj Sayısı: 1346
Nereden: Ankara

900 Mesajina Toplam
1556 Kere Tesekkür Edildi
247 Mesajina Toplam
280 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: Nazım şeklinde Kur'an Meali olduğunu biliyor muydunuz?
« Yanıtla #8 : 27 Aralık 2008, 12:17:25 »

Milletim üzerinde oynanan oyunlardan bir tanesi de böylece ortaya çıkmış. Bu zihniyet insanın düşünmesini istemez. Onlar ister ki benim saf düşünceli insanım sadece nasihat alsın. Tabii nasihatide bunlar versin. Karaktersizler demekle yetiniyorum ki çok çok hafif bir laf olur bunlar için.
Kayıtlı

Eyvah! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki; Cehennem de uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi, yakacaktın…
Yaksaydın a mel’unları…Tuttun bizi yaktın!
M.A.Ersoy
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar." Giordano Bruno
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İngilizler'in ne kadar pis olduğunu biliyor muydunuz? Yeni
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ
hoca 2 757 Son Mesaj 14 Mart 2011, 11:41:54
Gönderen: Eda Özel
Yoğurt hakkında bunları biliyor muydunuz? Yeni
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ
hoca 0 327 Son Mesaj 04 Eylül 2009, 01:42:45
Gönderen: hoca
Biliyor muydunuz? Yeni
DİĞER
hoca 0 331 Son Mesaj 27 Nisan 2010, 17:24:02
Gönderen: hoca
Atatürk'ün biyoyakıt kullandırdığını biliyor muydunuz? Yeni
DİĞER
hoca 1 332 Son Mesaj 21 Ekim 2010, 13:25:00
Gönderen: ebce
Bugünün ne olduğunu biliyor musun Yeni
FIKRALAR
yonetici 2 1740 Son Mesaj 11 Mart 2011, 19:43:50
Gönderen: yonetici

Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Sitemap
Siteniz bizden Sitenizi yapalim
|Site Map | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Yükleniyor...