KIRIKKALE EGITIMCILER FORUMU

  • Ana Sayfa
  • FORUM
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Giriş Yap
  • Kayıt
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
22 Mayıs 2012, 20:03:07

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



KIRIKKALE EGITIMCILER FORUMU > ÜYELERİMİZİN YAZDIKLARI > ŞİİRLER > vuslatî DEN SEÇMELER
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
« önceki sonraki »
  Yazdır  
Gönderen Konu: vuslatî DEN SEÇMELER  (Okunma Sayısı 2728 defa)
hoca

Kıdemli Üye
***
Üye Puanı 283
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 18
Mesaj Sayısı: 1347
Nereden: Ankara

900 Mesajina Toplam
1556 Kere Tesekkür Edildi
247 Mesajina Toplam
280 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #15 : 15 Nisan 2010, 22:44:07 »

Alıntı sahibi: yonetici üzerinde 15 Nisan 2010, 22:42:12
Bu güzel paylaşımlar için teşekkürler hocam. Elinize yüreğinize sağlık. 

Başka ne denebilir ki Teşekkürler hocam.
Kayıtlı

Eyvah! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki; Cehennem de uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi, yakacaktın…
Yaksaydın a mel’unları…Tuttun bizi yaktın!
M.A.Ersoy
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar." Giordano Bruno
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 6924


View Profile
Re: vuslatî DEN SEÇMELER
« Posted on: 22 Mayıs 2012, 20:03:07 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hosgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmaniz için sitemize üye olmanizi öneririm. iyi eglenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: vuslatî DEN SEÇMELER oyunlari, vuslatî DEN SEÇMELER programi, vuslatî DEN SEÇMELER oyunu indir, vuslatî DEN SEÇMELER program yükle, vuslatî DEN SEÇMELER download, vuslatî DEN SEÇMELER hikayeleri, vuslatî DEN SEÇMELER resimleri, vuslatî DEN SEÇMELER haber, vuslatî DEN SEÇMELER yükle, vuslatî DEN SEÇMELER videosu, vuslatî DEN SEÇMELER msn eklentisi, sarki sözleri
Logged
osman7159

Yeni Üye
*
Üye Puanı 37
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 15366
Mesaj Sayısı: 61
Nereden: KIRIKKALE

47 Mesajina Toplam
74 Kere Tesekkür Edildi
28 Mesajina Toplam
36 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #16 : 14 Mayıs 2010, 01:33:38 »

teşekkürler hocam.

Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı(GÜLCE BULUŞMA

Yiğit Oğuz elinde Kam Gan oğlu ünüyle,
Ağırlardı beyleri her yıl şölen günüyle;
Her ziyafet bir şölen her şöleni bir düğün,
Hanlar Hanı Bayındır yerinden kalktı bir gün.
Şam dokuma otağı diktirdi yeryüzüne,
Alaca, han sayvanı yükseldi gökyüzüne.
İpekten halıları bin bir yere döşetti,
Üç ayrı renk otağı otağına eş etti.
Koyundan koçu seçip nice emir estirip,
Deveden buğra ile attan aygır kestirip:

‘Kimin oğlu kızı yok kara otağa kondurun,
Altına kara keçe önüne kara koyun yahnisi
Yerse yesin, yemezse kalksın gitsin.
Oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa
Oğlu kızı olmayanı Allah Teâlâ karalamıştır,
Biz de görmeyiz bunu böyle bilsin,’ dedi.

Haberi alan beyler
Pusatlanıp atlandı,
Şölen yapılan yere
Birer birer toplandı.

Meğer Dirse Han derler vardı bir beyin oğlu,
Gelmemişti dünyaya ne kızı var ne oğlu.
Haberi aldığında tez varmayı yeğledi,
Söyledi bir görelim Han’ım neler söyledi:

‘Serin serin tan yelleri estiğinde
Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda
Büyük cins atlar sahibini görüp kişnediğinde
Aklı karalı seçilen çağda
Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca
Bey yiğitlerle cilasunların birbirine koyulduğu çağda’

Sabahın er vaktinde ilk ışıkla Dirse Han,
Kalkıp geldi şölene kırk yiğidi oldu can.
Otağında altına kara keçe sürdüler,
Yesin diye önüne kara yahni verdiler.

Anlamadı Dirse Han
Dedi: ‘Bu kara ayıp,
Benim suçum ne ola’
Sordu beyleri sayıp.

Dediler: ‘Han’dan gelen böyledir buyruk bize,
Oğlun kızın yok imiş kara otağ hak size.’
Bu ayıbı duyunca olan neşesi söndü,
Kırk yiğitle doğruldu hemen evine döndü.
Bağırdı hatununa Han’ım neler söyledi:

‘Beri gel başımın bahtı evimin tahtı
Evden çıkıp yürüdüğünde selvi boylum
Topuğunda döklüm döklüm kara saçlım
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
İki badem sığmayan dar ağızlım
Kavunum yemişim düvleğim
Görüyor musun neler oldu.’

Dirse Han hatununa anlattı yaşananı,
Kara otağ çeker mi bu beyliği bu şanı.
Topaç gibi bir oğul o an düştü diline,
Aslanlaştı aniden bu da böyle biline.
‘Senden midir benden mi’ deyip yine söyledi:

‘Han kızı yerimden kalkayım mı
Yakan ile boğazından tutayım mı
Kaba ökçemin altına alayım mı
Kara çelik öz kılıcımı elime alayım mı
Öz gövdenden başını keseyim mi
Can nasıl tatlıymış sana bildireyim mi
Alca kanını yeryüzüne dökeyim mi
Han kızı sebebi nedir söyle bana
Korkunç gazap ederim şimdi sana’

Dirse Han’ın karısı
Han sözüne üzüldü,
Çekik kara gözünden
Damla yaşlar süzüldü.

‘Ne bendendir ne senden hanlar hanı Dirse Han,
Üstümüzde bulunan, ne gelirse Allah’tan.’
Diyerek devam etti. ‘Bana gazap eyleme,
İncitecek ey beyim kötü sözler söyleme.
Alaca çadırını kalk yeryüzüne diktir,
Şanınıza yakışan yapacağın beyliktir.
Deveden buğra koyundan koç attan aygır
Kestir, İç Oğuz Dış Oğuz beylerini çağır.
Nerde aç görsen doyur çıplak görsen giyindir,
Yapılacak dualar Allah bilir beyindir’

Hatununun sözüyle büyük ziyafet verdi,
Aldığı dualarla derken murada erdi.

Oğlancığı büyüdü
Olunca yaşı on beş,
Öyle bir delikanlı
Sanki aslanlara eş.

Meğer Bayındır Han’ın azgın boğası vardı,
Boynuz vursa bir taşa taşın dünyası dardı.
Güreştirir deveyle bir yaz bir de güz günü,
Eğlenirdi beylerle sanki Han’ın düğünü.
Altı kişi zincirle yine bir yaz gününde,
Çıkardılar boğayı kim durur ki önünde.

Koy verdiler boğayı
Düşünmeden o anda,
Dirse Han’ın oğluyla
Üç yoldaşı meydanda.

Kaçın dedilerse de beyin oğlu kaçmadı,
Üç arkadaşı gibi kanatlanıp uçmadı.
Boğa sürdü oğlana burnundan soluyarak,
Koşup geldi hemencik rüzgârı yalayarak.
Oğlan yumruğu ile tutup alnına vurdu,
Darbeyi alan boğa daha fazla kudurdu.
Tekrar hücuma geçip saldırınca yerinden,
Güçlü bir nefes aldı yenmesine, derinden.
Bu sefer yumruğunu tam alnına koyarak,
Sürdü meydan dışına kuvvetini yayarak.

Çekiştiler bir süre
Ama dövüş bitmedi,
Boğanın azgınlığı
Yiğitliğe yetmedi.

Oğlan çekip elini boşta koydu rakibi,
Düşmesine vesile yaptı başı takibi.
Davranıp bıçağına kesince boğazını,
Güreşi izleyen beyler yükseltti avazını.

Bütün oğuz beyleri
Meydana kaçıştılar,
Aferinler kuş oldu
Havada uçuştular.

Dediler; ‘Dedem Korkut bu yiğide ad versin,
Yanına kataraktan doğru babaya varsın,
Beylik isteyiversin hak etmiştir tahtını,
Mevla daim eylesin açsın artık bahtını.’
Çağrılıp Dedem Korkut varınca babasına,
Hele neler söyledi Han’ım neler söyledi:

‘Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana
Taht ver erdemlidir
Boynu uzun yüğrük at ver bu oğlana
Binit olsun hünerlidir
Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana
Şişlik olsun erdemlidir
Katarından kızıl deve ver bu oğlana
Yük taşıyıcı olsun hünerlidir
Altın başlı otağ ver bu oğlana
Gölge olsun erdemlidir
Omuzu kuşlu kaftan ver bu oğlana.
Giyer olsun hünerlidir.’

Dedem Korkut oğlana Boğaç adını koydu,
Beylik aldı taht aldı diyarda herkes duydu.
Kulda olmaz kötülük şaşıp yanılmayınca,
Dirse Han yiğitleri tahtta anılmayınca,
İzzeti hürmet için şöyle karar aldılar;
Şikâyet için Han’a yirmi namert saldılar:

‘Boğaç kırk yiğitle Oğuz üstüne yürüdü,
Ak sakala sövdü pürçekliyi sürüdü.
Akan sudan geçip Ala Dağ’dan haber aştı,
Derler hanlar hanı Han Bayındır’a ulaştı.
Han Bayındır çağırır Ve sana gazap eyler.’
Namertler Dirse Han’a pervasız yalan söyler

Sonra diğer namertler
Gelirler Dirse Han’a,
Oğlu kötülemeye
Başlar yeni yalana:

‘Göğsü güzel koca dağa ava çıktı sensiz,
Avdan dönülünce anasına vardı densiz.
Şarabın keskininden içip sohbet eyledi,
Senin oğlan kötüdür canına kast eyledi.’

‘Böyle evlat gerekmez gidip getirin onu,
Uçurayım boynunu kapansın burda konu’
Dedi amma Dirse Han yalanlara kanarak,
Tek oğulcuk tek evlat ak yüreği yanarak.

‘Oğlun dinlemez bizi
Dediler ava götür,
Av avlarken habersiz
Okla işini bitir.’

‘Serin serin tan yelleri estiğinde
Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde
Yüğrük atlar sahibini görüp kişnediğinde
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda
Aklı karalı seçilen çağda
Kudretli Oğuzun gelinin kızının bezendiği çağda
Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca
Bey yiğitlerle cilasunların birbirine koyulduğu çağda’

Sabah gün doğumunda ava çıktı Dirse Han,
Yanında kırk yiğidi oğulcuğu tek bir can.
Oğlancığa dediler birkaç namert gelerek,
‘Sürüp gelsin geyiği bir bir tepeleyerek.’
Göreyim der babanız; Sevinip kıvanayım,
Bundan sonra oğluma bey diye güveneyim’
Haberi yok yalandan Boğaç bilmez oyunu,
Bir bir vurur geyiği sanki keser soyunu.

Kırk namert döner bu kez
Derler ki Dirse Han’a:
‘Vururken geyikleri
Kıyacak senin cana.’

Oğlancık ok atarken geride kalanlara.
Dirse Han da inandı alçakça yalanlara.
Kurt sinirinden yapılmış sert yayını çekti,
Oğlancığın iki kürek arasına çaktı.
Fokur fokur fışkırdı oğlanın alca kanı,
Düştü atından yere yürüdü alçağın şanı.
Yere düşen oğlanın benzi sararıp soldu,
Geri dönen Dirse Han yurduna gelir oldu.

Avdan dönüldüğü
Her tarafa duyuldu,
Dirse Han’ın hatunu
Ziyafete koyuldu.

Sonra alıp at tepti kırk ince belli kızı,
Görmeyince oğlunu düştü gönlüne sızı.
Bütün yüreği oynadı ay yüzü birden soldu,
Kara bağrı sarsıldı süzme göze kan doldu.
Çağırır Dirse Han’ı söyler Han’ım ne söyler:

‘Beri gel basımın bahtı evimin tahtı
Han babamın güveyisi
Kadın anamın sevgisi
Babamın anamın verdiği
Göz açıp da gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
A Dirse Han
Kalktın oğlunla birlikte yerinden doğruldun
Yelesi kara soylu atına bindin
Göğsü güzel koca dağa ava çıktın
İki vardın bir geliyorsun yavrum hani
Karanlık gecede bulduğun oğul hani
Çıksın benim görür gözüm a Dirse Han yaman seğiriyor
Kesilsin oğlumun emdiği süt damarım yaman sızlıyor
Sarı yılan sokmadan akça temin kalkıp şişiyor
Yalnızca oğul görünmüyor bağrım yanıyor
Kuru kuru çaylara su saldım
Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim
Aç görsem doyurdum çıplak görsem donattım
Tepe gibi et yığdım göl gibi kımız sağdırdım
Dilek diledim Tanrıya bir oğul zorla buldum
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçurdunsa söyle bana
Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana
Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana
Kara cübbeli azgın dinli kâfirlere bir oğul aldırdınsa söyle bana
Han babamın katına ben varayım
Ağır hazine bol asker alayım
Azgın dinli kâfire ben varayım
Paralanıp soylu atımdan inmeyince
Yenim ile alca kanımı silmeyince
Kol but olup yer üstüne düşmeyince
Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Kara başım kurban olsun bugün sana’

Bekli de Oğuz boyu böyle figan görmedi,
Seslenmedi Dirse Han cevap bile vermedi.
Beyinin suskunluğu yüreğine oldu dert,
Kaçırmadı fırsatı yine geldi kırk namert:

‘Oğlun sağdır esendir
Hâlâ geyik peşinde,
Dolanır göğsü güzel
Koca dağın döşünde.’

Ana yüreği dayanır mı kırk ince kızla,
Oğlunu aramaya atlanıp çıktı hızla.
Yazlı kışlı kar olan Kazılık dağa baktı,
Alçaktan yücelere hemen koşturup çıktı.
Yüksekten enginlere bir kartal gibi bakar,
Bir dere kenarında kuzgunlar iner kalkar.
Soy atını çevirdi süzüldü ona doğru,
Volkan gibi alevli yanıktır ana bağrı.

Oğlan düşüp kalınca
Orada hazır oldu,
Yarayı sıvazlayan
Boz atlı Hızır oldu.

‘Korkma’ dedi oğlana;
‘Ama yaran çok kötü,
Merhemi dağ çiçeği
Bir de ananın sütü.’

Oğlanın anacığı üstüne çıka geldi,
Gördüğü al kızıl kan yanık bağrını deldi.
Oğulcuğuna söyler Han’ım neler söyler:

‘Kara çekik gözlerini uyku bürümüş aç artık
On iki kemikçiğin param parça topla artık
Tanrının verdiği tatlı canın gitmekteyse tut artık
Öz gövdende canın var ise oğul söyle bana
Kara başım kurban olsun oğul sana
Akar senin suların Kazılık Dağı
Akar iken akmaz olsun
Biter senin otların Kazılık Dağı
Biter iken bitmez olsun
Koşar senin geyiklerin Kazılık Dağı
Koşar iken koşmaz olsun taşa dönsün
Ne bileyim oğul aslandan mı oldu
Yoksa kaplandan mı oldu ne bileyim oğul
Bu kazalar sana nereden geldi
O gövdende canın var ise oğul söyle bana
Kara başım kurban olsun oğul sana
Ağız dilden bir küçücük söz et bana’

Oğlan sesi alınca açtı hemen gözünü,
Gördü anacığının aya benzer yüzünü.
Söyledi anasına Han’ım neler söyledi:

Beri gel ak sütunu emdiğim kadınım ana
Ak pürçekli yüce bildiğim canım ana
Akarlı sularına kötü söyleme
Kazılık Dağı’nın günahı yoktur
Biterli otlarına. Kötü söyleme
Kazılık Dağının suçu yoktur
Koşan geyiklerine kötü söyleme
Kazlık Dağının günahı yoktur
Aslan ile kaplanına kötü söyleme
Kazılık Dağının suçu yoktur
İlenirsen babama ilen
Bu suç bu günah babamdandır

Oğlan anacığına; ‘Korkma bundan korkma’ der,
‘Sıvazladı boz atlı Hızır sen etme keder.
Yaram ölümcül değil dağ çiçeği ve bir de,
Senin akça sütündür derman olan bu derde.’
Dağ çiçeği topladı kırk ince kız can ile
Ana sıktı memeyi sütü geldi kan ile.
Karışık merhem yapıp yarasına çaldılar,
Yurtlarına dönerken oğlancığı aldılar.

Hekime teslim edip
Gizlendi Dirse Han’dan,
Baba geçer olsa da
Ana geçer mi candan.

‘At ayağı çabuk ozan dili çevik olur,’
Oğlanın yaraları kırk günde iyi olur.
Kılıç kuşanarak ata binmeye başladı,
Babasından habersiz av edip kuş kuşladı.
Bunu duyan kırk alçak doymadı hıyanete,
Tuttular Dirse Han’ı kan oturdu ak ete.
Boynunda sicim ile onlar atlı Han yayan,
Gittiler kâfir ele beylerden olmaz duyan.
Dirse Han’ın hatunu bu haber patlayınca,
Hemen vardı oğluna soy ata atlayınca.
Söyledi ki oğluna Han’ım neler söyledi:

‘Görüyor musun ay oğul neler oldu
Sarp kayalar oynamadı yer oyuldu
Yurtta düşman yok iken
Senin babanın üstüne düşman geldi,
O kırk namert babanın arkadaşları babanı tuttular,
Ak ellerini ardına bağladılar,
Kıl sicimi ak boynuna taktılar,
Kendileri atlıydı
Babanı ise yayan yürüttüler,
Alıp kanlı kâfir ellerine yöneldiler,
Hanım oğul kalkarak yerinden doğrul,
Kırk yiğidim beraberine al,
Babanı o kırk namertten kurtar.
Yürü oğul.
Baban sona kıydı ise
Sen babana kıyma,’

Boğaç anasını kırmayıp sözüne baktı,
Kara çelik öz kılıcını beline taktı.
Altın mızrağı ak kirişli yayı silkindi,
Soy atını tutarak hemen sıçrayıp bindi.

Kırk yiğidin kırkıyla
Her birisi fırtına,
Acele düştü hemen
Babasının ardına.

Namertler yol üstünde kayıtsız içerlerken,
Boğaç Han atını koşturup yetişti erken.
Dediler yiğidi alalım tutsak tutup ikisini bir,
Varıp teslim edelim sevinsin kara kâfir.
Dirse Han söyledi ki Han’ım neler söyledi

‘Kırk yoldaşım aman
Tanrının birliğine yoktur güman
Benim elimi çözün,
Kolca kopuzumu elime verin,
O yiğidi döndüreyim,
İster beni öldürün ister diriltin,
Bırakıverin’

Çözülünce elleri aldı kolca kopuzu,
Tanımadı oğlunu sandı yabancı kuzu.
Söyledi bir bakalım Han’ım neler söyledi:

‘Boynu uzun yüğrük atlar gider ise benim gider
Senin de içinde bineğin var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alıvereyim dön geri
Ağıllardan on bin koyun gider ise benim gider
Senin de içinde şişliğin var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alıvereyim dön geri
Katarlardan kızıl deve gider ise benim gider
Senin de içinde deven var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alıvereyim dön geri
Altın başlı otağlar gider ise benim gider
Senin de içinde odan var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alıvereyim dön geri
Ak yüzlü ela gözlü gelinler gider ise benim gider
Senin de içinde nişanlın var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alıvereyim dön geri
Ak sakallı kocalar gider ise benim gider
Senin de içinde ak sakallı baban var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan kurtarayım dön geri
Benim için geldin ise hay yiğit oğulcuğumu öldürmüşüm
Bana yazık değil sana yazık dön geri’

Sonunda Dirse Han’ın
Depreşti eski derdi,
Sözünü bitirince
Oğlu karşılık verdi:

‘Boynu uzun yüğrük atlar gidiyorsa senin gider
Benim de içinde bineğim var
Bırakamam kırk alçağa
Katarlardan kızıl deve gidiyorsa senin gider
Benim de içinde devem var
Bırakamam kırk alçağa
Ağıllarda on bin koyun gidiyorsa senin gider
Benim de içinde etliğim var
Bırakamam kırk alçağa
Ak yüzlü ela gözlü gelin gidiyorsa senin gider
Benim de içinde nişanlım var
Bırakır mıyım kırk alçağa
Altın başlı otağlar gitmekteyse senin gider
Benim de içinde odam var
Bırakır mıyım kırk alçağa
Ak sakallı kocalar gitmekteyse senin gider
Benim de içinde bir aklı şaşmış bilmesini unutmuş kocamış babam var
Bırakır mıyım kırk alçağa’

Dedikten sonra hemen yiğitlere el etti,
At tepip baş düşürdü boz toprağı sel etti.
Babasını kurtarıp döndü yurduna geri,
Anladı ki Dirse Han bu yiğit kendi eri.
Hanlar Hanı Bayındır beylik verdi taht verdi,
Tanrı Oğuz eline önü açık baht verdi.
Dede Korkut geldi şu Oğuzname’yi koştu:

‘Onlar da bu dünyaya geldi geçti
Kervan gibi kondu göçtü
Onları da ecel aldı yer gizledi
Fani dünya yine kaldı
Gelimli gidimli dünya
Son ucun ölümlü dünya

Kara ölüm geldiğinde geçit versin.
Sağlıkla, akılla devletini Hak artırsın.
O öğdüğün yüce Tanrı dost olarak medet eriştirsin.

Dua edeyim Han’ım:
Yerli kara dağların yıkılmasın.
Gölgeli ulu ağacın kesilmesin.
Taşkın akan güzel suyun kurumasın.
Kanatlarının uçları kırılmasın.
Koşar iken ak boz atın tökezlenmesin.
Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin.
Dürtüşürken alaca mızrağın ufanmasın.
Ak pürçekli ananın yeri cennet olsun.
Ak sakallı babanın yeri cennet olsun.
Hakkın yandırdığı çırağın yana dursun.
Yüce Tanrı seni kötülere el açtırmasın Han’ım hey! …’

Osman Öcal
 
Kayıtlı
osman7159 Nickli Üyemize Tesekkür Eden 2 Kullanici yonetici (07 Şubat 2012, 21:27:07), metanoya (14 Mayıs 2010, 16:06:06)
osman7159 Nickli Üyemize Üye Puani Veren Kullanici yonetici [+](07 Şubat 2012, 21:27:07)
osman7159

Yeni Üye
*
Üye Puanı 37
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 15366
Mesaj Sayısı: 61
Nereden: KIRIKKALE

47 Mesajina Toplam
74 Kere Tesekkür Edildi
28 Mesajina Toplam
36 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #17 : 26 Ekim 2010, 01:45:08 »

Mukaddime


Kitab-ı Dedem Korkut Alâ Lisan-ı Tâife-i Oğuzhan
(Oğuzların Dilinden Yazılmış Dedem Korkut Kitabı)


Bismillâhirrahmânirrahim

Soyu kamların soyundan,
Oğuz’un Bayat boyundan,
Fırlamış bir ok yayından,
Doğdu ölmez Dedem Korkut.

Tanrı’nın sevgili kulu,
Sunulunca içti dolu,
Gösterdi Oğuz’a yolu,
Doğdu ölmez Dedem Korkut.

Bilgesidir tüm Oğuz’un,
Piridir kolca kopuzun,
Gezer il il yollar uzun,
Doğdu ölmez Dedem Korkut.

Hak verdi ilham doldurdu,
Ne istediyse oldurdu,
Ağlayanları güldürdü,
Doğdu ölmez Dedem Korkut.

Türk’ün bulunduğu yerde,
Er belinden düşen erde,
Yaşar gider gönüllerde,
Doğdu ölmez Dedem Korkut.

Her müşkülü halleden Oğuz üstünde gölge,
Gaipten haber eden hem erendir, hem bilge.
Bir can ile bir beden ölümsüz Korkut Ata.

Ne buyursa kabul gördü,
Danışan hak yolu sürdü,
Nice nice öğüt verdi,
Doğdu ölmez Dedem Korkut.


Korkut Ata söyledi ki: ‘Hanlık Kayı’ya geçecek,
Alamayacak hiç kimse Kıyamet kopuncaya dek’

Dedem korkut hak söyledi,
Bilen başa taç eyledi:

‘Bir iş düzenini almaz,
Allah Allah demeyince.
Kişi yoktan zengin olmaz,
Ulu Tanrı vermeyince.

Kul başına kaza gelmez,
Alın yazı görmeyince.
Yaratılan kimse ölmez,
Ecel vakti ermeyince.

Kişide devlet olmaz gönlünde varsa benlik,
Yağan kar yaza kalmaz kalmaz güze çimenlik.

Eski pamuk bez olmaz kalleş düşman dost olmaz,
Kalkmazsa kara kılıç düşman imana gelmez.

Kara eşek başına başlık vur olmaz katır,
Hanım olmaz cariye giydirip süse batır.

Bir yiğit dağlar kadar
Mal mülk edinip yığar,
Yenmez nasip fazlası
Kısmeti kendin boğar.

El oğlunu büyütüp beslesen de faydasız,
Yalnız başına koyup bırakır gider evden.
Oğul olmaz katiyen el oğlundan, güveyden,
Külden tepe yığılmaz düşlesen de faydasız.

Er malına kıymazsa ölür gider adı çıkmaz,                         
Çağıldayan su taşsa yine de dolmaz deniz.
Özünden öğüt almaz anadan görmese kız,               
Oğul töre bilmese yabana sofra çekmez.                           

Oğul babanın sırrı iki gözden birisi,
Devletli oğul olsa ocağı gönendirir;
Devletsiz oğul olsa ocağını söndürür.

Devam eder Korkut’ça işte sözün gerisi;     
Oğul neyler babadan kendine mal kalmasa,
Baba malı faydasız başta devlet olmasa.’


Dedem korkut bir daha
Söyledi bir görelim,
Hele neler söyledi
Hikmetine erelim:

‘Vurup keser kılıcı
Kötü yüreklilerin,
Vurmasın daha iyi
Yarası olur derin.

Vurmasını bilen yiğit
Ne şer olur ne ahmak,
Ok ile kılıçtan öte
Daha iyi ağaç çomak.

Atın yemediği ot bitmese daha iyi,
Yalancının ocağı tütmese daha iyi.

Sert yürürken soylu ata
Dönek yiğit binebilmez.
Bineceğine binmesin
Binmemesi yeğdir, bineceğine.

Misafiri bilmez evin
Bir lokması yenebilmez.
Yeneceğine yenmesin
Yenmemesi yeğdir, yeneceğine.

Soyu belli bir babadan
Hoyrat oğul inebilmez.
İneceğine inmesin
İnmemesi yeğdir, ineceğine.

Atasına saygı duyan şefkatli oğul iyi,
Baba adını yürüten devletli oğul iyi.’

Dedem korkut yine söyledi
Görelim Hânım ne söyledi:

Ala dağın otlağını
Yer otunu geyik bilir.
Gece kervan göçtüğünü
Çayır kuşu, ayık bilir.

Akar suyun zorluğunu
Yük taşıyan kayık bilir.
Kötülüğün acısını
Doldurulan oyuk bilir.

Akça kımız al şarabı
İmbiğinden süzen bilir.
Öleceği güzel Tanrı
Olacağı sezen bilir.

Yedi dere kokusunu
Tilki gibi gezen bilir,
Koç yiğidi cömert eri
Kopuz çalan ozan bilir.

Varlığının kıymetini
Geleceği gören bilir.
Vatan nedir bayrak nedir
Uğrunda can veren bilir.’

Dedem korkut yine söyledi
Görelim Hânım ne söyledi:

‘Ağız açıp el açıp övdüğüm Tanrı güzel,
Can özüm iki gözüm sevdiğim Tanrı güzel.

Tanrı dostu Muhammed, Âmme güzel cüz başı,
Ebubekir ve Ömer, Mekke’nin her bir taşı,
Erlerin şahı Ali din içindi savaşı;
Ağız açıp el açıp övdüğüm Tanrı güzel

Hasan ile Hüseyin, Tanrı bilgisi Kur’an,
Cuma günüyle Yasin ve Affanoğlu Osman,
Hutbe dinlerken ümmet, minareden okunan,
Can özüm iki gözüm sevdiğim Tanrı güzel.


Ak süt emziren ana
Helâlce kadın güzel.
Evladı seven baba
Oğul, kız tadın güzel.

Uslu yol alan aygır
Elin kınası güzel.
Ala otağı, çadır
Gelin odası güzel.

Yiğit soylu alp erence,
Kopuz çalan ozan güzel.
Deyişlerle yol gösteren,
Bu destanı yazan güzel.’

Ve kutlu Oğuz elinden,
Dede Korkut’un dilinden,
Destan düşer her telinden,
Çalar kopuz söyler ozan:

Devletlisin bey oğul
Devletin kutlu kalsın,
Dili sevip koruyan
Bir ömür mutlu kalsın.

Türkçe oku Türkçe söyle,
Köküm Türkçe, ana dilim.
Yaşatır sonsuza kadar,
Türkçe sanat Türkçe ilim.

Kulak ver sözüme dinle ey oğul,
Burçları deviren yankıdır sesim.
Kanlı meydanlarda oynarken atım,
Boğardı cihanı anlık nefesim.

Kutlu törelisin anla toy oğul,
Orhun’da abide bilgece hansın.
Dirlikli, düzenli sürsün birliğin,
Bozdurma ilini sen bir cihansın.

Yükselir temelden kinle oy oğul,
Yeni Çin setleri, durdurmak için.
Oyunlar, hileler, sahte alkışlar,
Kardeşi kardeşe kırdırmak için.

Yürüsün varlığım senle ay oğul,
Maziden atiye dirilik gerek.
Koru benliğini, sarıl köküne,
Bir vatan bir bayrak bir atsın yürek.

Geleceğin temeli sonsuzluğun güvenci,
Son asrın kıskacında iyi dinle Türk genci.
İlk ödevin olmalı Türk yurdunu korumak,
Türk’ün bağımsızlığı, varlığın tek direnci.

Varlığına kast eden hem içerde hem dışta,
Kötücüller çıkacak bu düşmanca yarışta.
İçinde bulunduğun duruma bakmaksızın,
Görevin savunmaktır hem savaş hem barışta.

Bağımsız devletine kıymak isteyen düşman,
Seni, varken vatansız koymak isteyen düşman,
Görülmemiş bir utku var sayalım kazanmış, 
Türk’ün soylu kanıyla doymak isteyen düşman.

Düşse zorla, hileyle kaleler birer birer,
Dağıtılıp tüm ordu koyulmasa bir nefer,
Ele geçip gemiler kaldırılsa her sefer,
Aşkın özgürlük olsun bağımsızlık savaşın.

Bu durumdan acıklı daha da korkunç olan,
Aymaz ve sapkın çıksa iş başında bulunan,
Mutlaka hain olur düşmanla yatıp kalkan,
Aşkın özgürlük olsun bağımsızlık savaşın.

Yönetime gelenler damat, oğul, bacıyla,
Yurda girmiş düşmanın siyasi amacıyla,
Birleşirse çıkarı ulus yanar acıyla,
Aşkın özgürlük olsun bağımsızlık savaşın.

Ey Türk geleceğinin, varlığımın güvenci!
Böyle ortamda bile göster haklı direnci.
Devletli olmak için gerek duyacağın güç
Damarında dolaşan soylu kanda Türk genci;
Aşkın özgürlük olsun bağımsızlık savaşın.



Kayıtlı
osman7159

Yeni Üye
*
Üye Puanı 37
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 15366
Mesaj Sayısı: 61
Nereden: KIRIKKALE

47 Mesajina Toplam
74 Kere Tesekkür Edildi
28 Mesajina Toplam
36 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #18 : 04 Aralık 2010, 21:31:48 »

Ozan Dede Korkut (GÜLCE-BAHÇE)

‘Hani övdüğümüz bey erenler
Dünya benim, diyenler
Ecel aldı, yer gizledi,
Fani dünya kime kaldı
Gelimli gidimli dünya
Son ucu ölümlü dünya…’

Ozanların başı ozanlar piri,
Doğumu ölümü neredir yeri,     
Ne kadar yaşamış bilinmez biri;
Rivayet edilip söylene gelir.

Yaşadığı yüzyıl bile belirsiz
Kimi der;
Peygambere elçi hanlara vezir
Kimi der;
Akkoyunlu dönemi…
Her söylence med-cezir.

Kopuzun telinde bir ulu ozan,
Türkün tarihine destanlar düzen,
Derleyip toplayıp Aytur’dur yazan,
Rivayet edilip söylene gelir.

Dedem Korkut’un boyu,
Hanlar hanı Bayındır Han’la                     
Horasan’dan göçerek
Ulu dağlar, zor ırmaklar geçerek
Kars-Anı’ya gelmiştir,
Kağızman-Akçakale’yi yaylak,
Iğdır-Sürmeli Karakale’yi kışlak bilmiştir.

Büyük destan bilgesi
Derler ki, Korkut Ata
Oğuz’un Bayat Boyundan,
Babası Kara Hoca.
Dokuz ve on birinci yüzyıllar arasında,
Doğum yeri; Türkistan’da Sir-Derya.
Bir de oğlu olmuştur, adı da: Ürgeç Dede
Türk elinin kocası,
Dedem Korkut bir derya.

Her rivayet makbul bize
Devam edelim söze:
Bir evliya O, bir eren
Hazreti Muhammed’den hayır dualar alıp
Yüce Oğuz halkına O’dur İslam ilmini veren.
Dedik ya; bir söylence sadece
Belki de bir ekleme…
Oğuznameye göre:
İki yüz doksan beş yıl yaşamış;
Ne bilen var ne gören.

Rivayet rivayet rivayet…
   
Türk kavminin atası soyu kamlar soyundan,
En saygın rivayette, der ki: Bayat boyundan.

Hayır ve şerri bilen, kılavuzdur her zaman,
Geçmişten geleceğe kopuzu olur derman.
O gün ki töremizde hem ozandır hem şaman,
Türk kavminin atası soyu kamlar soyundan.

Türkmen Kazak ve Özbek Karakalpak Başkurt’ta,
Bilinir Korkut Ata Türk’e vatan her yurtta.
Şölenlerle dillenir kültür kenti Bayburt’ta,
En saygın rivayette, der ki: Bayat boyundan.

Tartışılmaz bir gerçek,
Gerçeği Hak bilir ancak.
Ancak destanlar söyler ki bize;
Bizim dilimizden bizim ilimizden,
İlimizden Bayburt çevresinde yaşamış.
Yaşamış aynı bölgede Oğuzlarla Kıpçaklar,
Kıpçaklarla Gürcülerle savaşları anlatır Korkut Ata.
Korkut Ata, şayet yaşamamışsa da Bayburt’a,
Bayburt’ta yüzyıllardır destan destan dildedir,
Dildedir ihtiyarında gencinde erkeğinde kadında.

O Ulu kişi
Bir dahidir bir bilge,
Oğuz elinde doğan güneş
Hanlara beylere övgüler düzen,
Kavurur alevi, yanıp sönmeyen ateş.

Birer birer anlatır Türk kavminde töreyi,
Gaipten haber edip sezgi alır gününde
Yol gösterir Oğuz’a gider kendi en önde,
İmana gelmeyene silah kılar pireyi.

Desturudur doğruluk erce sözünde durur,
Gönlü birlikten yana büyük aşkı vatandır.
Güçlünün karşısında hep zayıfı tutandır,
Ölümü göze alıp olmayanı oldurur.

Esirgemez hürmeti aksakallı kocalar,
Danışmanı zor işin Türk’ün akıl danesi;
Çözümüyle şenlenir hanlar beyler hanesi.

Geçmişini bilmeyen gelecekte bocalar,
Kılavuz olsun bize yol göstersin atiye;
Haram lokma gibidir ele giden methiye.

Bakın hele ne demiş,
Dirse Han’a a beyler!
Yemez yiğit hakkını,
Sözünü haktan söyler.

‘Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana,
Taht ver, erdemlidir.
Boynu uzun yüğrük at ver bu oğlana,
Binit olsun, hünerlidir.
Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana,
Şişlik olsun, erdemlidir.
Katarından kızıl deve ver bu oğlana,
Yük taşıyıcı olsun, hünerlidir.
Altın başlı otağ ver bu oğlana,
Gölge olsun, erdemlidir.
Omuzu kuşlu kaftan ver bu oğlana,
Giyer olsun, hünerlidir.’

Türk dünyasında kabul görmüş
Efsanevi ululardan bir ilki,
Boy boylayan soy soylayan
Hem destancı hem ozan.
Şiiri nesre yakın belki
Nesirleri şiire;
Kopuzu yeter ona,
Kim demez ki çağlayan.

Töre onsuz ad koymaz yetişen tahtsız gezer,
Yiğitlik göstermeyen bir ömür bahtsız gezer.

Hak eden alır adı yapılan bir törenle,
Eğlenir hanlar beyler en görkemli şölenle.

‘Ünümü anla sözümü dinle Pay Püre Bey,
Allah Teâlâ sana bir oğul vermiş, uzun yaşatsın.
Ak sancak kaldırınca Müslümanlar arkası olsun.
Karşı yatan kara karlı dağlardan aşar olsa,
Allah Teâlâ senin oğluna güç versin.
Kanlı kanlı sulardan geçer olsa, geçit versin.
Kalabalık kâfire girince,
Allah Teâlâ senin oğluna fırsat versin.
Sen oğlunu ‘‘Bamsam’’ diye okşarsın,
Bunun adı boz aygırlı Bamsı Beyrek olsun.
Adını ben verdim, yaşını Allah versin.’


Birisine Boğaç der birine Bamsı Beyrek,
Yiğitsiz olmaz destan işte bir örnek Segrek.

Bir ihanet simgesi Kazan Han’ın dayısı,
Destan dedik ya sık sık tam on iki sayısı.

Her birisi bir boy’un aynı Oğuz töresi,
Doğu Anadolu’muz Azerbaycan yöresi.

Basmış bağrında saklar Ortaysa Kazakistan,
Derler onsuz olur mu Türk yurdu Türkmenistan.

Ata Rahmanov’dan dört tane:
İğdir, Dışoğuzların Gever Hanlığına Karşı Savaşı,
Oğuzların Melâllaşması, Korkut’un Kabri Kazıldı.
Nurmırat Esenmıradov’dan iki:
Teke Muhammet, Salur Kazan ve İtemcek. 
Derlenerek yazılmış
Her biri ayrı destan;
Bunları da eklersek tam on sekiz edecek,
Yaşıyor gönül gönül yaşatacak gelecek.

Dedem Korkut işte bu
Nerde Türk var orda var,
Balkanlardan Altay’a
Her boy kendinden sayar.

Tiyatroda filmde
Rastlanılır adına,
Şiirlerde masalda
Doyulmuyor tadına.

Öyle bir ulu ozan ünü dünyayı aşan,
Kazılırken görür hep nerde olsa mezarı.
Sonunda teslim olur ecel önünde koşan,
Sir-Derya’nın ağzı der, rivayetin yazarı.

‘Hani övdüğümüz bey erenler
Dünya benim, diyenler
Ecel aldı, yer gizledi,
Fani dünya kime kaldı
Gelimli gidimli dünya
Son ucu ölümlü dünya.
Bu kara yer bizi de yiyecektir,
En nihayet uzun yaşın ucu ölüm,
Sonu ayrılık!’

Kim ki sahip çıkarsa Ozan Korkut Ata’ya,
O da onun sahibi Hak düşürmez hataya. 

Azerbaycan şairi Bahtiyar Vahapzade,
Ne diyor bakın hele gönül olmuş azade.

“Bir yerde ölüp beş niye bin yerde mezarı
Çünkü kazılır her gün gönüllerde mezarı
Otlarda, çiçeklerde ve güllerde doğuldu
Bir yerde ölüp beş niye bin yerde doğuldu
Efsane mi gerçek mi bu insan, ince insan
Varlı sesidir, kopmuş o Türk’ün kopuzundan!”

Türkistan’da bir mezar bir mezarda Bayburt’ta,
Yaşayacak her daim varsa tek Türk bir yurtta.

Dua edeyim Han’ım:
‘Karlı dağların yıkılmasın,
Gölgeli ulu ağacın kesilmesin,
Taşkın akan güzel suyun kurumasın.
Yüce Tanrı seni kötülere el açtırmasın,
Koşar iken ak boz atın tökezlenmesin,
Vuruşurken kara çelik öz kılıcın çentilmesin,
Dürtüşürken alaca gönderin ufanmasın.
Aksakallı babanın yeri cennet olsun,
Ak pürçekli ananın yeri cennet olsun,
Son nefeste imandan ayırmasın.
Âmin diyenler tanrının yüzünü görsün,
Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun.
Allah’ın verdiği umudu kesilmesin,
Derlesin toplasın günahınızı;
Adı güzel Muhammed Mustafa yüzü suyu hürmetine bağışlasın,
Hânım hey!..’

Osman Öcal

Aytur: Dede Korkut hikâyelerini yazıya ilk geçiren olduğu rivayet edilen Akkoyunlu Ozan.
Kayıtlı
muratti

*
Üye Puanı 169
Çevrimiçi Çevrimiçi
Üye No: 4863
Mesaj Sayısı: 654
Nereden: Gelecek misin ?

►MuraTTi◄

413 Mesajina Toplam
785 Kere Tesekkür Edildi
119 Mesajina Toplam
138 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #19 : 04 Aralık 2010, 22:20:33 »

Paylaşım İçin Teşekkürler İyi Vakit Geçirmeniz Dileğiyle...
Kayıtlı

  • Foruma nasıl dosya eklerim?
  • Foruma nasıl resim eklerim?
  • Forumdan nasıl dosya indiririm?
muratti Nickli Üyemize Tesekkür Eden Kullanici osman7159 (04 Mart 2012, 13:16:10)
osman7159

Yeni Üye
*
Üye Puanı 37
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 15366
Mesaj Sayısı: 61
Nereden: KIRIKKALE

47 Mesajina Toplam
74 Kere Tesekkür Edildi
28 Mesajina Toplam
36 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
Ynt: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #20 : 20 Eylül 2011, 23:02:19 »

Bil Gayri

Hazan geldi dal eğlemez yaprağı,
Tazesini açamıyom bil gayri.
Yaradanım kucak kılmış toprağı,
Alıp alıp saçamıyom bil gayri.

Bir sevdaydı aşk hırkası örüşüm,
Giymedin eynine vuruldu düşüm,
Seni en son ne zamandı görüşüm,
Kaç yıl oldu seçemiyom bil gayri.

Mühürlemiş felek sanki huyunu,
Aynı kozla oynuyorsun oyunu,
Senden gayri başka elin suyunu,
Zemzem olsa içemiyom bil gayri.

Gözlerinden hisse aldım dolumu,
Yokuşlara sürme ince yolumu,
Kırdılar ya kanadımı kolumu,
Turna gibi uçamıyom bil gayri.

Bugün neyse aynı idi dünümde,
Ben ateşte ateş yanar tenimde,
Kara sevda sırat olmuş önümde,
Kıyamete geçemiyom bil gayri.

Zamanımız perde perde sıklaştı,
Çoğu gitti kalan saçlar aklaştı,
Vuslatî der ecel vakti yaklaştı,
Kaçamıyom kaçamıyom bil gayri.
Bir seherde habersizce gel gayri.

Osman Öcal
 
Kayıtlı
osman7159 Nickli Üyemize Tesekkür Eden 2 Kullanici ulkersel (24 Eylül 2011, 10:39:17), yonetici (21 Eylül 2011, 07:15:32)
osman7159

Yeni Üye
*
Üye Puanı 37
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 15366
Mesaj Sayısı: 61
Nereden: KIRIKKALE

47 Mesajina Toplam
74 Kere Tesekkür Edildi
28 Mesajina Toplam
36 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
Ynt: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #21 : 06 Şubat 2012, 23:27:48 »

İki Gözüm( Gülce-Triyolemsi-Üçleme)

Sona varmayan rüya bırakmaz beni bende,
Yediveren soyundan kabuk tutmuyor acım.
Şu üç günlük dünyada varlığına muhtacım,
Uykusuz gecelerde kalsa idim gölgende.

Ne gelincik al takar ne gülde kaldı koku,
Solan bin bir çiçekle yanıp kurudu özüm.
Doldurmuyor yerini hiç kimse iki gözüm,
Uçmayınca kelebek çekilmez ölüm oku.

Delik deşik yıllarla darmadağın gönülde,
Hasım kıldım canıma en sevecen şefkati;
Çözse aynadaki sırrı neye yarar Vuslatî.

İki bin dört senesi yirmi sekiz eylülde,
Gittin gelmedin daha yedi dağın efesi;
Hasretin altı ateş başı duman kümesi.

Osman öcal
Kayıtlı
osman7159

Yeni Üye
*
Üye Puanı 37
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 15366
Mesaj Sayısı: 61
Nereden: KIRIKKALE

47 Mesajina Toplam
74 Kere Tesekkür Edildi
28 Mesajina Toplam
36 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
Ynt: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #22 : 06 Şubat 2012, 23:29:04 »

Yürek Uru İçe Kanar( Gülce-Ziyadeli Yunusca)

Eskimiş yaşıma günler eklerken,
Yürek uru içe kanar;
…………………..Delmedin oğul,
Gözlerim kapıda seni beklerken,
Sekiz yılım seni anar;
……………………Gelmedin oğul.

Ne bal ister gönül ne sütten kaymak,
Döküldü dişlerim kan kusar damak,
Gönlümüz ummanca gözlerim ırmak,
Her gözesi deli pınar;
……………..………Silmedin oğul.

Kışımız boz duman yazımız ayaz,
Taç vurdum başıma örtüsü beyaz,
Tanrı hakkı için yapsam da niyaz,
Anılarda kalan çınar;
……………………Ölmedin oğul.

Vuslatî’ye kırgın dargındır sefa,
Yetsin bu ayrılık yetsin bu cefa,
Karşıma geçip de gülsen bir defa,
Gün bitimli nefes donar;
……………………..Gülmedin oğul.

Osman Öcal
Kayıtlı
osman7159 Nickli Üyemize Tesekkür Eden Kullanici yonetici (07 Şubat 2012, 21:27:02)
osman7159

Yeni Üye
*
Üye Puanı 37
Çevrimdışı Çevrimdışı
Üye No: 15366
Mesaj Sayısı: 61
Nereden: KIRIKKALE

47 Mesajina Toplam
74 Kere Tesekkür Edildi
28 Mesajina Toplam
36 Kere Üye Puani Verildi

Üyelik Bilgileri
Ynt: vuslatî DEN SEÇMELER
« Yanıtla #23 : 04 Mart 2012, 13:15:08 »

Ölen Şehit Kalan Gazi (GÜLCE-YİĞİTÇE)

Ölen Şehit kalan Gazi,
Yer Tanrı’dan gök Tanrı’dan.
Ana baba bala eşi,
Der Tanrı’dan bir Tanrı’dan.

Yaprak yeşil dal kırmızı,
Bayrak bayrak ay yıldızı;
Toprak tutup er beliyor,
Her tarafta bir Tanrı’dan.   

Yazık olsun ölmez töre,
Kazık çatal girmez yere;
Bozuk ayna bozar yüzü,
Ar verile bir Tanrı’dan. 
   
Hurda sağan kör nazarlık,
Barda doğan bir pazarlık;
Kârda onlar zararda kim,
Mir gerekir bir Tanrı’dan.

Deven yatsın atın bin der,
Seven yürek sesin gönder;
Güven sensin umut sizden,
Ser düşerse bir Tanrı’dan.

Hay Vuslatî yaz Yiğitçe,
Say sevdamız Gülce Gülce;
Ay büyüsün ulusun kurt,
Sır Tanrı’dan bir Tanrı’dan,

Osman Öcal


Kayıtlı
osman7159 Nickli Üyemize Tesekkür Eden Kullanici yonetici (05 Mart 2012, 23:21:36)
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Yazdır  
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Çocuklardan Seçmeler Yeni
KOMİK YAZILAR
metanoya 2 586 Son Mesaj 24 Ağustos 2008, 11:59:46
Gönderen: yonetici
Nasrettin Hoca Seçmeler ve Hayatı (.mp3) Yeni
FIKRALAR
muratti 0 1163 Son Mesaj 05 Ekim 2009, 22:39:22
Gönderen: muratti

Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Sitemap
Siteniz bizden Sitenizi yapalim
|Site Map | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Yükleniyor...